Mayıs 68 Başkaldırısı ve Ünlü Fotoğrafçıları

Mayıs 68 Başkaldırısı ve Ünlü Fotoğrafçıları

200 yüzyıl önce özgürlük, kardeşlik ve eşitlik için kanlı bir devrim yapmış olan Fransızlar bugünkü medeniyetlerine ulaşabilmek için daha bir çok kez devrim ve anti devrimler yaşayacaktı. Bu nedenle Fransa başkaldırı geleneği olan bir ülkedir. Genelde herkese herşeye itiraz eder. Ama anarşi çıkmaz.

Başkaldırılar genelde başarısızlıkla ve daha çok başkaldıranların ölümleriyle sonuçlanır. Fransadaki son başkaldırı 1968 yılında olmuştur. 7 kişi ölmüştür. De Gaulle meclisi dağıtmış yenilenen seçimlerde tekrar başa gelmiştir, ancak 1 yıl sonra yapacağı referandumun ertesi günü istifa etmek zorunda kalmıştır. Bu başkaldırı sonuçta ülkeye yeni haklar ve özgürlükler kazandırmıştır.

Burada biat geleneğinin yaygın olduğu ülkemizin “Fotoğraf Dergisine” siyasi bir makale yazacağımı sanmayın. Sadece Mayıs ayında olmamız nedeniyle Fransızlar için çok önemli bu başkaldırı olayının fotoğraflanmasından  ve foto muhabirlik mesleğinden bahsetmek istiyorum. Bu nedenle açılan sergilere de değinmek istiyorum.

Mayıs 68 in baş fotoğrafçısı eğer Gilles Caron ise en önemli diğer fotoğrafçısı “Büyük Türk” dedikleri ünlü SİPA press ajansının kurucusu Gökşin Sipahioğlu’dur. 4 Mayıs da Sipahioğlunun sağ kolu Ferit Düzyol tarafından 2 değişik galeride Sipahioğlu’nun Mayıs 68 fotoğraflarından oluşan  sergiler açıldı. Bir tanesi Galerie Basit Embiricos diğeri de hemen yanındaki Photo 12 Galerie de. İkisi de görülesi sergiler.

Gerçek foto muhabirliğin ne anlama geldiğini anlama açısından da mutlaka gezilmesi gereken sergiler. Paris’e yolu düşenlere şiddetle önerilir.

Aşağıda Gökşin Sipahioğlu’nun ölümünün 5. yılı için yapılan sergi ve kendisinin yaşamı ile ilgili bir yazının bağlantısını bulabilirsiniz. 2017 başındaki Paristeki Fotoğraf müzesi Jeu de Paume’daki unutulmaz “Başkaldırı” sergisinin bağlantısı da onu takip ediyor (2). Susan Meislas’ın başkaldırı fotoğraflarını ise bundan önceki “Fotoğraf Dergisi”nde görmüştük.

Bu yazıda  Hotel de Ville’deki Gilles Caron sergisine  ve fotoğrafçının yaşamına yer vereceğiz.

Mayıs 68 i fotoğraflayan sadece bu iki fotoğrafçı olmadığını, Bruno Barbey, Henri Cartier Bresson, Marc Riboud, Jean Pierre Rey, Jack Burlot ve Claude Dityvon’un da bu önemli olay ile ilgili önemli ikon fotoğraflar bıraktıklarını da bilmekte yarar var. Bu fotoğraflardan örnekler verelim, izleyelim. Foto muhabirlerin yaşamlarını riske atarak bize bu olayları nasıl göstermeye ve yaşatmaya çalıştıklarını düşünelim.

OLAYI SABİTLEMEK

Tarihi olaylarda bazı fotoğraflar vardır ki olay bu ikon fotoğrafla anımsanır. Heryerde kullanılan bu fotoğraf, fotoğrafçısının adını da tarihe yazar. Fotoğrafçının ait olduğu ajansı da, bu fotoğrafı basan gazete veya dergi de  aynı şekilde değer kazanır. Ancak başrolde fotoğrafçısı kalır.

Başlangıçta illüstrasyon görevi olan fotoğraf daha sonra içine haber içeren bir belge haline dönmüştür.  O yıllarda Magnum’un ciddi rakipleri Gamma, Sygma, Apis ve Sipa press Paris’te bulunmakta ve fotoğrafın keşfedildiği bu şehri foto muhabirliğinin başkenti yapmaktadır. Mediada kalıcı bir fotoğrafın okuyucuya kadar olan yolculuğu sanıldığından daha uzundur. Fotoğrafın seçimine katkıda bulunan yazı işleri müdürü, sanat direktörü, fotoğraf editörü, arşiv görevlisinin rolleri de unutulmamalıdır. Tüm bu işlemlerden sonra ikon fotoğraf yıllar içinde  tarihçinin malzemesi olur.

Analog dönemde olayın sabitlenmesi şu aşamalardan geçmektedir. Dijital dünyada olayı bilmeyenler için küçük bir hatırlatma yapmakta yarar var. 35mm bir analog makineden çıkma  (bu genellikle Nikondur) bir 36 lık film ajansa gelir. Bu filme numara verilir ve  kayıtları yapılır. Fotoğrafçının isim soyadının baş harfleri, fotoğrafları çekilmiş olayın adı, ve çekim tarihleri kaydedilir. Ayrıca arşivde kolay bulunabilmesi için tematik olarak anahtar kelimeler verilir. Gamma ajansın kayıt defterinde anahtar kelime olarak “olay”, “öğrenci”, “işgal” ve “fabrika” kelimeleri ağır basmaktadır. Film banyoya gider. Siyah beyazlara kontak baskı yapılır, diyapozitifler ince koruyucular içine yerleştirilir. Kontakt baskıların arkalarına da gerekli bilgiler aktarılır.

Editoryal kurulunun kararına göre seçilmiş siyah beyazlardan birkaç tane basılır. Renklilerin kopyaları çıkartılır. Seçilen fotoğraflar zamanında piyasa sürülmeli ve uygun basın yayın organlarına pazarlanmalıdır. Aynı sahne birçok fotoğrafçı tarafından çekilmiş olabilir.

Mayıs 68 de Paris Match’a kapak olmuş bir fotoğraf 30 yıl sonra 1998 de Liberation dergisine kapak olabilmektedir.

3 hafta süren Mayıs 68 olaylarının yoğunluk kazandığı günler vardır. 6 Mayıs, 10-11 mayıs (Barikatlar gecesi olarak adlandırılır) ve  24 mayıs gecesi en anlamlı fotoğrafları geldiği günlerdir.

Fotoğraflar tüm dergilere kapak olur. Üzerinde çalışılan esas araçlar kontakt baskılardır. Fotoğraflar gece ajansa gelir. Gece banyo edilir ve basılır. Saat 6 da baskı bitmiş olmalıdır. Fotoğraflar seçilir ve saat 08:45 de satıcı onları gazetelere götürmüş olmalıdır. Satıcı yayın kurullarına fotoğrafları sunar. Satıcı gazetelerin tarzlarını bildiğinden hangi yayın kuruluna hangi fotoğrafları sunacağını çok iyi bilir ve uygun bir jargon ile fotoğrafları satar. Satıcının rolü çok önemlidir. Gilles Caron’un kontakt baskıda bir fotoğrafını fark eder, ertesi gün Paris Match dergisine gittiğinde bu fotoğrafı almamış olduklarını anlamakta güçlük çektiğini söyler. Paris Match fotoğrafı satın alır. Bu fotoğrafın önü açılmış ve fotoğraf tarihinde yerini almış olur. Yoksa bu fotoğraf  yok olup gitmeye mahkumdur.

Şimdi gelelim Mayıs 68’in ünlü fotoğrafçısı Gilles Caron ve sergisine.

Gilles Caron 1939 da Paris de doğar, anne baba ayrılığı nedeniyle yaşamının ilk 7 yılını dedesinin yanında geçirir. Ata binmeyi öğrenir, kupalar kazanır. Gazetecilik okulunun ilk senesini okur. 1958 yılı yazında Yugoslavya, Türkiye ve Hindistana gider. Ertesi yıl sivil paraşüt brövesini alır. 28 aylık askerliğinin 24 ayını Cezayirde savaşta geçirir. Savaşmak istemediğini beyan ettiği için askerde 2 ay hapis yatar. 1962 de askerlikle ilişkisi yaşam boyu silah taşımama koşulu ile biter. elenir bir kız çocuğu olur. 5 yıl yoğun fotoğrafçılık hayatı başlar. Reklam ve moda fotoğrafçısı Patrice Molinard’ın yanında staj yapar. APIS fotoğraf ajansına girer. Raymond Depardon ile tanışır. Alain Renais’nin “Savaş bitti” filminde çalışır. 1966 da Raymond Depardon ile GAMMA ajansını kurar. 1967 de “6 gün” savaşını fotoğraflamak üzere İsraile gider. Ariel Sharon ile Süez kanalına girer. Gönderdiği fotoğrafların Paris Match da yayınlamasıyla beraber Gamma ajansı dünyanın 1 numaralı ajansı haline gelir. Vietnam savaşını görüntülemeye gider. En şiddetli çatışmaların yaşandığı Dek To’ya iner. Döner François Truffaud’nun “Baisers Volés” Çalınan Buseler filmini çeker.

68 nisanında Biafra iç savaşını çekmeye gider. Sunday Times’ı temsil eden rakibi ünlü savaş fotoğrafçısı Don McCullin ile dost olur.

Mayıs 68 olaylarını günü gününe fotoğraflar. Jane Birkin ve Serge Gainsbourg ile bir film çekiminde tanışır, daha sonra da onların en güzel fotoğraflarını çeker.

Ağustos 1969 da Kuzey İrlandadaki olayları görüntüler. Hemen ardından Prag’a Rus tanklarını fotoğraflamaya gider. Paris Match ın 30 ağustos 1969 sayısında aynı anda 2 röportajı yayınlanır.

1970 yılı Gilles Caron’un bu dünyadaki son yılıdır.  Önce aralık ayında Çad’daki Fransanın desteklediği direnişçileri fotoğraflamaya gider. İktidar güçlerine esir düşer ve 1 ay hapis yatar. Çad’tan döner ve  Kızıl Kmer’lerin ihtilal yaptığının ertesi günü Kamboçya’ya olayları izlemeye gider. 5 Nisan günü Kamboçya’yı Vietnama bağlayan 1 numaralı yol üzerinde 3 ü fransız  20 değişik ülke foto muhabiriyle birlikte kaybolur. Daha doğrusu öldürülür. Sadece 30 yaşındadır ve arkasında Mayıs 68 fotoğraflarının en ünlüsünü bırakarak göçer.

Şimdi gelelim Hotel de Ville’de Gilles Caron sergisine. Bu sergi Gilles Caron’un ilk retrospektif sergisi değil ancak en büyük sergisi. Daha önce 2004 yılında Jeu de Paume fotoğraf müzesinde sergilenen Caron’un bu büyük sergisinin Hotel de Ville de yapılmasının en önemli nedeni Paris Belediyesinin Hümanist Paris fotoğrafçılarına karşı özel bir hassasiyetinin olmasından kaynaklanıyor. Doisneau ,Willy Ronis, Brassai ve Izis gibi ünlü Paris fotoğrafçılarının fotoğrafları bu tarihi binanın duvarlarını zaman zaman süslüyorlar. Sergide Fransanın en büyük gelişmelerini ve çatışmalarını yaşandığı yıllara ait fotoğraflar görülüyor. Caron un fotoğraflarıyla bu çelişkilere dikkat çekilen sergide Mayıs 68 ve savaş fotoğraflarının yanı sıra moda, film, TV setlerinden ve defilelerden fotoğraflar yer alıyor.

Belediye sarayında sergi 2 kata yayılmış. Caron fotoğraflarının ilk bölümü fotoğrafçının ilk yıllarındaki fotoğraflara ayrılmış. Bu fotoğraflar arasında Brigitte Bardot, Romy Schneider, Jean Paul Belmondo, Jean Louis Trintignan, Raquel Welch, François Truffaud gibi zamanın ünlüleri var. Bir sonraki bölümde De Gaulle’ün Türkiye gezisi sırasında gayriresmi fotoğrafçı olarak çektiği seri portreleri var. De Gaulle’ün yaşamının son dönemindeki ifadeleri daha çok ümitsizlik göstergesi. Üçüncü bölümde Nanterre bölgesinin mimari özellikleri ile öğrenci yaşamına ayrılmış. Serginin geri kalan kısmı ise ana konuya yani 68 olaylarına ayrılmış, Biafra ve Nijerya’dan gönderdiği bazı kareler de bu bölümde. Sergideki fotoğraflarıyla Gilles Caron’un fotoğrafçı gözünü ve ruhunu anlaya yetiyor. Caron vaktinden çok önce bu dünyadan ayrılmayıp vatandaşı Henri Cartier Bresson kadar uzun yaşasaydı daha kaç tane ikon fotoğrafa imza atardı diye düşünmeden edemiyoruz. Gilles Caron’un anısına saygıyla ..

1-http://www.mehmetomur.com/sipa-goksin-sipahioglu/

2-http://soulevements.jeudepaume.org