Mehmet Ömür - Kuşlar

ORTA KULAKTA SIVI

Bölüm: HASTA BİLGİLENDİRME  |  15 Haziran 2007 - 07:06:39  |  Yazdırın  |  

Efüzyonlu Otitis Media (Orta kulakta sıvı) nedir? Genel ve lokal enfeksiyon belirtileri olmaksızın orta kulak boşluğunda sıvı varlığı "efüzyonlu otitis media" olarak tanımlanır.

Efüzyonlu Otitis Media (Orta kulakta sıvı) nedir? Genel ve lokal enfeksiyon belirtileri olmaksızın orta kulak boşluğunda sıvı varlığı "efüzyonlu otitis media" olarak tanımlanır. Orta kulak neresidir? İşlevi nedir? Östaki borusu nedir? İşlevleri nelerdir? Kulak üç parçaya ayrılır. Dış kulak, kulak kanalı ve kulak zarının dış yüzeyinden oluşur. Orta kulak, kulak zarının arkasında yer alan bezelye şeklindeki hava dolu boşluğa verilen addır. Orta kulakta ses titreşimlerini iç kulağa ulaştırma işlevini gören üç kulak kemikçiği yer alır. Orta kulak “östaki borusu” olarak tanımlanan bir yol aracılığıyla geniz boşluğuyla (burnun arkasında ve boğazın üzerinde yer alır) ve içinde hava dolu küçük boşluklar bulunan kulak arkası kemik (mastoid kemik) ile bağlantılıdır. İç kulakta ise işitme ve dengenin duyu organları olan salyangoz (cochlea) ve vestibüler labirent (yarım daire kanalları) yer alır. Orta kulak, kulak zarına çarpan ses titreşimlerini -biraz da yükselterek- iç kulağa ulaştırmaktan sorumludur. Bu işlevi birincisi kulak zarına üçüncüsü iç kulağa bağlantılı olan birbirine bağlı üç kulak kemikçiği (çekiç/malleus, örs/inkus ve üzengi/stapes) ile yapar. Bu aktarımın sağlıklı olması için kulak zarı ve kulak kemikçiklerinin sağlam olması yanı sıra, orta kulak boşluğunun hava ile dolu olması ve -kulak zarının serbest titreşimini sağlamak için- bu havanın basıncının dışarıdaki hava basıncına eşit olması gerekir. Bu eşitliği sağlayan temel organ östaki borusudur. Orta kulakta bulunan hava sürekli olarak emilir, östaki borusu yutkunduğumuz zamanlarda açılarak orta kulağa hava geçişini sağlar. Bu olay günde yaklaşık bin kez gerçekleşir. Östaki borusunun bu havalandırma işlevi dışında genizde varolan mikropların orta kulağa geçişini engelleyerek koruma işlevi ve orta kulaktaki salgıların genze ulaşması yolu olarak temizleme işlevi de vardır. Efüzyonlu otitis medianın ve efüzyonlu otitis media hakkında bilgilenmenin önemi nedir? Efüzyonlu otitis media, büyük oranda çocukluk çağında (süt çocukluğu ve oyun çocukluğu döneminde) görülen bir hastalıktır. Çocukluk çağında akut otitis mediadan sonra en sık rastlanılan kulak hastalığı efüzyonlu otitis mediadır. En büyük önemi, çocukluk çağında görülen işitme azlığı nedenlerinin birincisi olmasıdır. Çocuklar konuşmayı öğrenmek için işitmeye gereksinim duyduklarından, yaşamın ilk dönemlerinde oluşan bu işitme kaybı konuşmanın da gecikmesine ya da bozulmasına yol açar. İkinci olarak efüzyonlu otitis media sessiz seyreden bir hastalıktır. Özellikle rutin kontrol muayeneleri yapılmayan çocuklarda işitme kaybı ortaya çıkana dek aileyi uyaracak belirtiler siliktir. Hatta işitme kaybı oluştuğunda da bunun "dikkat eksikliği" olarak yorumlanması oldukça sıktır. Ailenin efüzyonlu otitis media ile ilgili bilgisinin olması hastalığın fark edilmesini kolaylaştırır. Üçüncü olarak efüzyonlu otitis medianın tedavisinde şu an için yoruma açık pek çok ikilem vardır. Bu nedenle hekim ideal tedavi planını belirlemekte ailenin - ve anlayacak yaşta ise hastanın- işbirliğine herhangi bir hastalıktan daha çok gereksinim duyar. Ayrıca efüzyonlu otitis medianın tedavisinde takip önemli bir yer tutar, bu durumda anne-babada oluşabilecek "bir şey yapmadan duruyor olmak" hissi ile ilgili kaygılar hastalık hakkında bilgilendikçe azalacaktır.. Orta kulakta sıvı nasıl oluşur? Orta kulakta sıvı oluşması süreci Östaki borusunun mekanik yada işlevsel tıkanıklığı ile başlar. Östaki borusunun periyodik çalışması bozulduktan sonra orta kulak boşluğunda bir negatif basınç oluşur ve kulak zarı içeri doğru emilir. Bu dönemde orta kulak boşluğunda CO2 miktarı artarken O2 miktarı azalır ve bunun sonucunda orta kulak mukozasında değişiklikler meydana gelir ve mukozada yer alan salgı bezlerince salınan salgının miktarı artar ve salgı koyulaşır. Orta kulak boşluğunda karşımıza çıkan sıvı, miktarı ve niteliği değişmiş olan bu salgıdır. Zaman geçtikçe bu salgı daha da koyulaşır, ilerleyen dönemde "zamk kulak" nitelemesine yol açan çamurumsu bir yoğunluğa ulaşır. Efüzyonlu otitis media neden daha çok çocuklarda görülür? Bunun en büyük nedeni östaki borusunun işlev bozukluklarının çocukluk döneminde daha sık olmasıdır. Erken çocukluk döneminde östaki borusunun kıkırdak kısmı henüz kıkırdaklaşmamıştır, yeni doğanda koyu bir jöle kıvamındadır. Çocuklarda östaki borusu daha kısa ve düz yerleşimlidir ve erişkin yaşamda varolan açılaşmasını henüz yapamamıştır. Östaki borusunu açan kaslar henüz tam güçlenmemiştir. Ayrıca çocuklar erişkinler oranla daha sık üst solunum yolu enfeksiyonu ve sinüzit olurlar, 2-8 yaş arasında geniz eti (adenoid) de östaki borusu işlevlerini bozan ek bir sorun olarak gündeme gelir. Efüzyonlu otitis mediada risk faktörleri nelerdir? Efüzyonlu otitis media, üst solunum yolu enfeksiyonları gibi kış aylarında daha sık görülür. Östaki borusunun işlevlerini bozan üst solunum yolu enfeksiyonları, sinüzit, alerji, geniz eti (adenoid) büyüklüğü, baş ve yüz şekil bozuklukları, Down sendromu, yarık damak varlığı efüzyonlu otitis medianın oluşmasını kolaylaştırır. Sık (yılda dört kezden fazla) üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda efüzyonlu otitis media daha sık görülmektedir. Uygun olmayan antibiyotik tedavileri efüzyonlu otit gelişmesini kolaylaştırmaktadır. Ayrıca efüzyonlu otitis mediaya bazı ırklarda daha sık rastlanmaktadır. Risk faktörlerinin en önemlileri -değiştirilebilir olduklarından- çevresel risk faktörleridir. Bunlar: 1- Anne sütü yerine inek sütüyle/biberonla beslenme, 2- Anaokulu veya kreşe gitme, 3- Pasif sigara içiciliği yani çocuğun yanında sigara içilmesidir. Efüzyonlu otite en sık yol açan risk faktörleri ise şöyle sıralanır: 1- Alerjik nezle (bakınız: Saman nezlesi), 2- Geniz eti (adenoid) büyüklüğü, 3- Anaokulu ya da kreşin ilk yılı içinde olmak. Efüzyonlu otitis medianın belirtileri nelerdir? Çocukluk çağında efüzyonlu otitis media sessiz bir hastalıktır. Sık görülen belirtileri huzursuzluk, davranış değişikliği, ilerleyen dönemlerde işitme azlığı, konuşmada gecikme ve konuşmanın bozulmasıdır. Efüzyonlu otiti olan çocukların bir kısmında soğuk algınlığı geçirdiği dönemlerde kulak ağrısı olabilir. İşitme azlığı, seslere duyarsızlık, arkasından seslenildiğinde yanıt vermeme ve daha büyük çocuklar için televizyonun sesini açma ya da televizyonu yakından izleme şeklinde kendisini gösterir. Efüzyonlu otitis media tanısı nasıl konur? Tanı daha çok rutin muayene sırasında konur. Tanıda otoskopi ya da otoendoskopi (otoskop ya da endoskop ile ışık düşürülerek kulak zarının incelenmesi) ilk aşamadır. Pnömotik otoskop adı verilen, muayene sırasında kulak zarına pozitif ya da negatif basınç uygulamaya olanak veren sistem, tanıya ulaşmayı kolaylaştırır. Otomikroskopi yani kulak zarının mikroskopla incelenmesi de tanı değerini arttırır. Tanı ve takipte sık kullanılan test, kulak kanalından verilen bir ses dalgasının kulak zarında oluşturduğu titreşimin kağıda dökülmesidir. Bu test İmpedansmetri yada Timpanometri adıyla anılır. Ancak Timpanometri normal olduğunda hemen daima orta kulak havalanmasının normal olduğunu göstermesine karşın, kulak zarı hareketlerinin kısıtlılığını gösteren yatık (B tipi) eğrinin her zaman orta kulak boşluğunda bir sıvı varlığını kanıtlamadığı akılda tutulmalıdır. Efüzyonlu otitis medianın tedavisi nedir? Efüzyonlu otitis medianın herkes tarafından kabul edilen tek bir tedavisi yoktur. Her hasta için tedavi değişiklikler gösterebilir. Bu nedenle aşağıda tedavinin ana hatları belirlenecek ve tartışmalı konular ortaya konulacaktır. Temel iki tedavi yöntemi antibiyotik tedavisi ve ventilasyon tüpü takılmasıdır. Orta kulakta varolan sıvı bir akut otitis media atağından sonra ya da üst solunum yolu enfeksiyonu sırasında gelişmiş olabilir. Üç aylık takip sonucunda efüzyonlu otitis media hastalarının çoğunda kendi kendine iyileşme görülmektedir. Bu nedenle hastalığı tedavisiz bırakıp üç ay izlemek tedavi seçeneklerinden birincisidir. Ancak daha çok kabul gören yöntem, eğer çocuk daha önce akut otitis media tedavisi için antibiyotik kullanmadıysa 10 günlük antibiyotik tedavisi uygulamaktır. Kullanılabilecek antibiyotikler, başlıca Amoksisilin, Amoksisilin+klavulanik asit, Sefaklor, Sefuroksim aksetil, Sefiksim, Eritromisin+sulfisokzasol (Ülkemizde bulunmamaktadır), Trimetoprim+sulfametoksazol, Klaritromisin, Azitromisin ve Ampisilin+sulbactamdır. Antibiyotik kullanımı sıvının temizlenmesi oranını % 14 arttırmaktadır. Antibiyotik tedavisine ek olarak ağızdan verilen dekonjestanların (burun açıcı, ödem azaltıcı ilaçlar), dekonjestan etkili burun sprey ve damlalarının, balgam sulandırıcı (mukolitik) ilaçların, ağızdan verilen kortizon tedavisinin kullanımı tartışmalıdır. Burada tedavide nelerin yapılmaması gerektiğinden bahsetmek daha doğru gözükmektedir: - Alerjisi olan ya da hali hazırda bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren hastalar dışında antihistaminiklerin (akıntı azaltan antialerjik ilaçlar) efüzyonlu otitis media tedavisinde yeri yoktur. Bu ilaçların orta kulakta varolan sıvının koyulaşmasını sağladığını savunan araştırmalar vardır. - Tanı konduğunda üst solunum yolu enfeksiyonu ya da sinüziti de saptanan hastalarda dekonjestan burun damlalarının kullanılması daha çok kabul edilir. Bu durumda ağızdan dekonjestan ve antihistaminiklerin kullanımı da düşünülebilir. - Tedavide dekonjestan burun damlaları ya da spreyleri kullanılacaksa, önerilen süreyi aşmamaya özen gösterilmelidir. Uzun süre kullanıldığında ilaç kesildikten sonra "rebound" etki ile burun tıkanıklığına yol açabilir. - Bir dönem popüler olmasına karşın balgam sulandırıcı ilaçlar efüzyonlu otitis media tedavisinde nadiren önerilir. - Efüzyonlu otitis media tedavisinde tek başına kortizon tedavisinin yeri yoktur. - Antibiyotik ile birlikte kullanılan kortizon sıvının temizlenmesi oranını % 25 artırmasına karşın, özellikle son ay içinde su çiçeği virüsü almış olan çocuklarda su çiçeği hastalığının vücuda yayılan (dissemine) forma dönüşmesi olasılığı nedeniyle ağızdan kortizon tedavisi sık kullanılmaz. - Tedaviye mutlaka çevresel risk faktörlerinin elimine edilmesi de eklenmelidir. Çocuğun yanında sigara içilmesine son verilmelidir. Çocuğu anaokulu ya da kreşten almanın efüzyonlu otitis media tedavisindeki etkinliği kanıtlanmış olmamasına karşın, özellikle inatçı, uzayan efüzyonlarda akla gelebilir. 10 günlük tedavi sonrasında kulağın durumu otoskopi, pnömotik otoskopi ya da timpanometri ile dökümante edilmelidir. Tedavi sonrasında efüzyon devam ediyorsa ve hastada; - Yarık damak gibi baş ve yüz (kraniofasial) anomalisi, - Mental retardasyon yada nörolojik bozukluklar, - Görme keskinliğinde azalma ya da daha önceden işitme kaybı varlığı gibi duyusal eksiklikle giden hastalıklar, - Bağışıklık bozukluklarıyla giden hastalıklar, - İşitme kaybı (ses alma eşiği>20 dB), - Konuşmada gecikme, - Kulak zarında çökme cebi, - Dengesizlik ya da baş dönmesi, - Kulak çınlaması, gibi bulgular varsa ventilasyon tüpü takılması planlanmalı, eğer bu sayılan koşullar yoksa hasta izlenmeye devam edilmelidir. Burada seçilecek tedavi üzerinde mevsimin çok belirleyici bir rolü vardır. Aynı hastada dahi izlenecek yol Aralık ayında farklı (daha girişime yönelik) Nisan ayında farklı (daha izleme yönelik) olacaktır. Yine aynı şekilde eşlik eden hastalıkların (Örneğin adenoid dokusu büyüklüğü, alerjik nezle) varlığı da kararı etkileyecektir. Bu üç aylık takip döneminde varolan yada yeni ortaya çıkan alerjik nezle, üst solunum yolu enfeksiyonları ve sinüzit tedavisi dışında; gerek tedavi edici gerek koruyucu dozda kullanılan antibiyotiklerin, ağızdan kullanılan dekonjestan ilaçların, dekonjestan burun damla ve spreylerinin, antialerjik ya da mukolitik ilaçların sıvının temizlenme oranı üzerinde hiçbir olumlu etkisi yoktur. Bu dönemde tedavinin ilkeleri şöyledir: - Alerjik çocuklarda takip sırasında antialerjik tedavi veya koruma devam etmelidir. (Bakınız: Saman nezlesi) - Serum fizyolojik ya da steril deniz suları ile yapılan burun temizliği takip boyunca sürdürülmelidir. - Takip döneminde östaki borusu işlevlerini destekleyecek manevralar yaptırılmalıdır. Bunlardan başlıcası Valsalva manevrasıdır ve ağız kapalıyken burunu iki parmakla tıkayarak kulağa doğru ıkınmak yoluyla orta kulağı hava ile doldurmaya çalışmaktır. Çocuklarda burun kapalı şekilde kolay şişmeyen balonları şişirtmeye çalışmak, Valsalva manevrasını oyunla birleştiren etkin bir yöntemdir. Valsalva manevrası burun akıntısı olan dönemlerde yapılmamalıdır. İkinci manevra Toynbee manevrasıdır ve burun kapalı olarak yutkunmak, böylece östaki borusunu pasif olarak çalıştırmak esasına dayanır. Çocuğun sevdiği içecekleri seçerek tüm aile bireylerinin burun kapalı şekilde içeceklerini içmesi de Toynbee manevrasını oyunla birleştirebilir. - Bu dönemde kulağa sıcak uygulamanın efüzyonun gerilemesi üzerinde etkisi olabilir. Herhangi bir olumsuz etkisi olmadığından anne-babayı ve çocuğu sıkmayacak yoğunlukta sıcak uygulaması önerilir. Takip sırasında yukarıda belirtilen işitme azlığı, konuşmada gecikme ya da konuşmanın bozulması, kulak zarında çökme cebi oluşması, dengesizlik ya da baş dönmesi ya da kulak çınlaması belirti ve bulgularından herhangi biri ile karşılaşıldığında ventilasyon tüpü takılmalıdır. Üç ay dolduğunda da efüzyon tek taraflı ise yeni bir antibiyotik tedavisi verilerek izleme devam edilmeli, her iki kulakta efüzyon varsa ventilasyon tüpü takılmalıdır. Mümkünse tüp takılmadan önce işitme testi yapılmalıdır. Tek taraflı efüzyon 6 ay boyunca temizlenmezse tüp takılmalıdır. Bunun dışında ilaç tedavisine yanıt vermesine karşın sık tekrarlayan (örneğin yılda 6 kez) efüzyonlu otit varlığında da tüp takılması gereklidir. Kulak (ventilasyon) tüpü nedir?Tüp takılmasının amacı nedir? Nasıl işlev görür? Ventilasyon tüpleri teflon, silastik, altın gibi vücudun reaksiyon göstermeyeceği (inert) maddelerden yapılmış, ortalarında kulağa havanın gireceği bir delik bulunan ve ön ve arkası daha geniş düzenlenmiş olan küçük (1-2 mm çapında) silindirlerdir. Tüp takılmasının nedeni, kulak zarının çizerek orta kulakta varolan sıvının çekilmesinden 48-72 saat sonra kulak zarının kendi kendini onarması ve kısa zaman içinde efüzyonun tekrar oluşmasıdır.Tüp takılmasını takiben işitme hemen hastalık öncesi döneme dönmekte, orta kulakta CO2 miktarı azalmakta, O2 miktarı artmakta ve CO2 ve O2 düzeyleri normale dönmekte, ilerleyen dönemlerde orta kulak mukozasında oluşan değişiklikler tümüyle geri dönmekte ve salgı normalleşmektedir. Tüp takılmasının temel amaçları işitmenin normale dönmesini sağlamak, kalıcı işitme kayıplarından çocuğu korumak ve konuşma sorunlarının ortaya çıkmasını engellemektir. Tüp takılması tedavi edici olmaktan çok koruyucu bir girişim olarak düşünülmelidir. Çünkü izlemi 3 aydan daha fazla uzattığımızda efüzyonların bir kısmı daha da kendi kendine iyileşecektir. Ancak tüp takılması gerek işitme kaybının uzaması ve buna bağlı olası konuşma sorunlarının gelişmesinin engellenmesini, gerekse efüzyonlu otitis media seyri sırasında nadiren oluşabilen iç kulak tipi kalıcı işitme kayıplarının ortaya çıkmasının ve kulak zarında atrofi (incelme), çökme cebi, kulak zarının tümüyle çökmesi gibi yapısal bozuklukların gelişmesinin engellenmesini amaçlamaktadır. Tüm ülkelerde ventilasyon tüpü yaygın olarak kullanılmaya başladıktan sonra çocukluklarını geçiren erişkinlerde, ventilasyon tüpü takılması yaygınlaşmadan önceki dönemde çocukluklarını geçiren erişkinlere oranla kulak hastalıkları sıklığında belirgin azalma gözlenmiştir. Ventilasyon tüpleri nasıl takılır? Erişkinlerde muayene odasında lokal anestezi ile kolayca uygulanan bir işlem olmasına karşın, çocuklarda genel anestezi ile takılır. Bu halde tüp takılması ameliyathanede ve bir anestezi uzmanı çocuğu uyutmuş ve monitörize etmişken yapılır. Anestezi süresi yaklaşık 5 ila 10 dakikadır. Dışarıdan herhangi bir kesi yapılmaksızın kulak kanalı açıklığından kulak zarına ulaşılır ve küçük bir kesik ile delik açılır, genellikle varolan sıvı aspiratör ile çekilir ve ventilasyon tüpü bu deliğe yerleştirilir. İki saat sonra hastaneden çıkılabilir. Üç aylıktan küçük çocuklar ve kalp ve akciğer hastalıkları ya da serebral palsi gibi kronik sorunları olan çocuklar bir gece hastanede kalabilir. Kulağında tüp olan çocuk ne yapmalıdır? Çocuklar tüpü hissetmezler ve herhangi bir ağrı duymazlar. Ancak ventilasyon tüpü olan çocuklar yüzme ve banyo sırasında kulaklarını sudan korumalıdırlar. Bunun için vazelinli pamuk ya da kulak tıkaçları kullanılabilir. Perth/Avusturalya ya da Atlantik Kıyısı/A.B.D. gibi yüzmenin halkın yaşamının bir parçası olduğu bölgelerde yüzme sırasında kulağı korumak yerine yüzme sonrası antibiyotikli damla kullanmak gibi seçenekler de gündeme gelmektedir. Tüp ne zaman ve nasıl çıkar? Ventilasyon tüpleri ortalama 6-8 ay sonra kulak zarından atılarak kulak kanalına düşerler. Tüp takılmasından sonra aylık ya da iki aylık aralıklarla yapılan takipler sırasında tüpün atıldığı görülür ve genellikle hekim tarafından kulak kanalından alınır. Bazen kendiliğinden kulak kanalından düşer. Tüp takıldıktan iki yıl sonra halen kulak zarında kalan tüpler hekim tarafından alınır. Bu işlem eğer çocuğun yaşı küçükse anestezi ile ameliyathanede, büyükse muayene odasında gerçekleştirilir. Tüp atıldıktan sonra hastalık tekrar eder mi? Edebilir. Bir kez ventilasyon tüpü takılması çocukların % 90'ı için tedavi edici olur ve eğer daha sonra orta kulakta sıvı görülse bile ilaç tedavisi ile iyileşir. Ancak çocukların % 10'unda tekrar tüp uygulamak gerekli olur. İlk tüp takıldığında iki yaşın altında olan çocuklar için bu oran % 25'e yükselmektedir. İkinci kez tüp uygulamanın gerekli olduğu çocuklar sıklıkla sekiz yaşına dek tekrarlayan tüp takılması girişimlerine gereksinim duyarlar. Bu nedenle bu çocuklara ikinci kez kulak zarında kalma süresi daha uzun olan "T tüp" takılabilir. Tüp takılmasının komplikasyonları nelerdir? Nadiren tüp atıldıktan sonra kulak zarında delik kalabilir. Eğer hastaya “T tüp” takılmış ise bu olasılık artar. Kulak zarında kireç birikimi -genellikle işitmeyi etkilemeyen- görülebilir. Nadiren tüp takılırken kulak kanalı cildinde zedelenme, tüp takılması sonrası inatçı kulak akıntısı ve kulak zarında tüpe komşu bölgede granülasyon dokusu gelişmesi görülebilir. Geniz eti ve bademciklerin alınmasının efüzyonlu otitis media tedavisindeki yeri nedir? Geniz eti gerek mekanik olarak östaki borusunu tıkayarak, gerek geniz boşluğunu daraltması nedeniyle östaki borusunun çalışmasını olumsuz etkileyerek, gerek üst solunum yolu enfeksiyonu ve sinüzit gelişme sıklığını arttırarak, gerekse geniz boşluğunda varolan mikropların sayısında belirgin bir artışa yol açarak (mikrop rezervuarı özelliği) efüzyonlu otit gelişmesini kolaylaştırır. Kulağa tüp takılırken geniz eti alınmasının sonraki iki yıllık dönemde efüzyonların tekrarını azalttığı gösterilmiştir. Bu verilere karşın kulağa tüp takılması sırasında büyük olmayan geniz etinin alınması tartışmalıdır. Bu konuya yaklaşım şöyledir: - Burun tıkanıklığına yol açan büyük geniz eti varlığında tüp takılırken mutlaka geniz eti de alınmalıdır. - Geniz eti büyük değilse 1-3 yaşlarında alınması gereksizdir. Buna karşın 4-8 yaşlarında tüp takılırken geniz eti de alınmalıdır. - Eğer ilk tüp takılırken geniz eti alınmamış ise ve çocuğa ikinci bir kez tüp takılması gerekiyorsa geniz eti mutlaka alınmalıdır. - Efüzyonlu otitis mediası olsun ya da olmasın yarık damak varlığında adenoidektomi kesinlikle yapılmamalıdır. Buna karşın bademcik dokusu ile östaki borusu işlevleri arasında hiç bir bağlantı yoktur ve eğer kendi patolojisi nedeniyle bademcikleri alınması gerekmiyorsa, tüp takılırken bademciklerin alınması efüzyonlu otitis media tedavisine hiçbir katkıda bulunmaz. Efüzyonlu otitis mediadan korunmanın yolları var mıdır? Evet. İlk sırada anne sütü ile beslenme gelmektedir. Bebekler ilk altı ay anne sütü aldıklarında efüzyonlu otitisle karşılaşma oranı azalmaktadır. İkinci olarak çocukların yanında sigara içilmemelidir. Üçüncü sırada aşılanma gelmektedir. HIB aşısı (daha çok menenjit aşısı olarak bilinir), grip aşısı ve iki yaşın üzerindeki çocuklar için polivalan Pnömokok aşıları efüzyonlu otitis media sıklığını azaltabilir. Alerji ve büyük geniz eti varlığının erken tanınması ve tedavisi de efüzyonlu otit sıklığını düşürür. Viral enfeksiyonlarda (örneğin soğuk algınlığı) antibiyotik kullanmaktan kaçınılmalı, antibiyotik kullanıldığı dönemlerde uygun doz ve uygun zaman kullanılmalı, bir yan etkiyle karşılaşılmadıkça antibiyotik tedavisi beş günden önce kesilmemelidir. Çocuğun kreş ya da anaokuluna erken gönderilmemesi, çok kalabalık olmayan sınıfların yeğlenmesi diğer önlemler olabilir. Burun sümkürmenin öğrenilmesi çocuğun kulak sağlığında belirgin iyileşme sağlar. Erken dönemde oyun şeklinde çocuğa sümkürme alıştırmaları yapılabilir. Serum fizyolojik ya da steril deniz suyu ile yapılan günlük burun yıkamalar enfeksiyon ve efüzyon sıklığını azaltmaktadır. Efüzyonlu otitis medianın diğer tedavi ve korunma yolları nelerdir? Efüzyonlu otitis media için başta diyete dayalı ve kiropraktik olmak üzere pekçok tedavi yöntemi lanse edilmektedir. Efüzyonlu otitis media sıklığını azaltan bazı mucize diyet önerileri vardır. Bu tedavilerin hiçbiri yeterli bilimsel kanıta sahip değildir ancak "aslolan zarar vermemek" ilkesine ters düşmedikçe uygulanmaları anne-babanın seçimine kalmaktadır.


Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. Yazı, yorum eklemeye kapatılmıştır.