Hollandalı Vermeer’in Danimarkalı komşusu; Hammershoi

Işığın ve sessizliğin ressamı

Jacquemart-André müzesi danimarka resim sanatının ustasını ağırlıyor.

Hammershoi (1864-1916) zamanında ünlü olmuş sonra unutulmuş ancak resim sanatında Vermeer kadar usta olduğu 1990 larda fark edilerek tekrar gündeme gelmiştir. Bu sergi son 20 yılda Paristeki ilk büyük retrospektif sergisidir.
Sergi müzenin sürekli eserlerinin sergilendiği salonlar dışındaki 8 salonuna yayılmış bulunuyor. Çeşitli müze ve kolleksiyonlardan gelen 40 eser sergileniyor.
Sergide çağdaşları ressamlardan örneğin kayınbiraderi Peter Ilsted, arkadaşı Carl Holsoe gibi ressamların eserleri ile mukayese imkanı yaratılmış. Onlarla benzerlik ve farklılıklar aracılığı ile Hammershoi’nun ustalığı ve dehası ortaya konulmaya çalışılmış.
Daha çok küçük yaşlarında resme yatkınlığı keşfedilip yeteneği desteklen Hammershoi akademiyi bitirdikten hemen sonra zamanın zevklerini bir kenara iterek kendi çizgisini yaratmaya çalışmış. Çok da başarılı olmuş.
İlk salonda karısı ve karısının iki kız kardeşi ile resmedilmiş düşünen “ Üç genç kadın” adlı eser var. Hemen yanındaki duvarda ise ünlü “ Beş portre” adlı başyapıtı var. Bu resimde de kişiler arasındaki iletişim tamamen kopuk durumda. Gözler hep başka istikametlere bakıyor. Bu resim Garip bir duygu yaratıyor insanın içinde . Chiaroscuro yani ışık/gölge ağırlıklı bu tablo sanki bir cenaze evinde çizilmiş gibi duruyor.
2 nci salon daha çok odalarda kendi hallerinde duran akrabaların resimlerine ayrılmış. Bu salonda en önemli eser çok önem verdiği annesinin örgü örerken tablosu. 
3 salonda gerçekle rüya arası manzara resimleri var. Renk sklasası oldukça sınırlı siyah beyaz ve grilerin ağır bastığı resimler daha dikkatli incelendiğinde tüm renklerin eser miktarlarda temsil edildiği anlaşılıyor. Manzara resimlerinde detayları azaltıp çok sakin huzurlu görüntüler elde ediyor.
dördüncü salonda şehir manzaraları mevcut. Bunlar zamanın sanki durduğu resimler. Bu salondaki en önemli eser Saint Pierre kilisesi.
Hammershoi un en az bir bilinen yönü nü eserleri. Bu nü eserlerde yüzler yok olmuş ve tablolarda renkler gri ağırlıklı. Salonun önemli tablosu “üç kadın nü etüdü” adlı tablo.
6. Salonda tamamen sadeleştirilmiş ev içleri salonlar odalar ve odaların resimleri görülüyor. Işığı bir fotoğrafçı gibi ustaca kullanmış Hammershoi ayrıca sanatçının fotoğraf sanatına ilgisi de biliniyor.
7 ve 8 inci salonlarda sanatçının sade sakin sessiz, huzur dolu, az renkli , güzel ışıklı ve basit konulu birbirinden güzel eserlerini izliyoruz. Hiç sıkılmadın ve durmadan ev içlerini odaları kapıları pencereleri çizmiş.
Ressamın dikkatimizi çeken diğer bir özelliği ise karısı Ilda ve kızkardeşini genellikle sırttan çizmesi veya elindeki bir şeye bakarken tasvir etmesi.
Parise yolu düşenlere uzun bilet kuyruğuna rağmen 22 Temmuz a kadar bu çok önemli danimarkalı ressamı görmelerini öneririm.