013_man-ray_section-1-160-13-600211-1024x814 56ab95b526787_lesperanca-del-condemnat-a-mort-i img_0945 img_0954 img_0972-2 soulevements-1_0 soulevements4-24manet soulevements5-25gil soulevements5-34centelles

15 Ocak 2017’ye kadar Paris Musee de Jeu de Paume’da sürecek olan fotoğraf sergisinin adı bu.
Felsefi bir kavramdan yola çıkılarak, bir dizi fotoğrafın ve çeşitli sanat eserleriyle belgelerin toparlanması ile oluşturulmuş bir sergi.
Sanat tarihçisi Georges Didi-Huberman yönetiminde hazırlanan sergide, ‘kalkma kalkışma’ kavramının çeşitli yönleri çok güçlü görsellerle izleyici ile buluşturuluyor. Hareketsizliği harekete geçiren çeşitli güçlerin marifetleri gözler önüne seriliyor. Fiziki kaldırma gücünün etkileri ile ilgili görseller sergide sizi karşılıyor. Dennis Adams’ın Patriot isimli uçan bir naylon torbanın görseli bir başka fotoğrafta gazeteden bir uçağa eşlik ediyor. Rüzgarın nesneleri kaldırması gibi fiziki olaylardan yola çıkarak, ellerin kolların kaldırılması, dudakların hareketler ardından işin düşünce boyutundaki özelliklerine geçiliyor. Düşüncelerin kalkması ve buna bağlı olarak bildiri dağıtılması ve direniş metinlerinin yazılmasına kadar devam ediyor. Goya’dan günümüze resimler, desenler, heykeller, film, video, instalasyon ve çeşitli belgeler konunun etrafında fotoğrafları destekliyor.
Vücudun isyan ettiği, “Hayır” denilen durumlar dünyanın çeşitli yerlerinden alınmış çatışma görüntüleri, barikatlar, şiddet olayları resmi geçit yapıyorlar. Her halükarda anladığımız şu; bir yerde ne zaman bir duvar karşımıza çıkarsa o duvarı aşma, sınırları geçme arzusu da oluşuyor. En azından hayali kuruluyor. Hayal bazen gerçekleştiriliyor bazen son buluyor ama her zaman o his ortaya çıkıyor. İşte bu sergi bu hisse tercüman olmak üzere hazırlanmış.
Jeu de Paume müzesinin klasik fotoğrafçılar ve fotoğraf konularından sıyrılarak başka bir boyuta geçerek müze alışkanlıklarını ufak da olsa bir şekilde aralama arzusundan kaynaklanıyor.
Sergide öne çıkan eserler şöyle; Goya’nın 1799’da yaptığı “Les Caprices” adlı eseri, Roman Siner’in Kırmızı Şeritler adlı 1975 instalasyonu ile sergide mevcut. Diğer sanatçılar arasında Henri Michaux, Gustave Courbet, Joseph Beuys, Michel Foucault,, Gilles Caron, Chim, Lisette Model, Garciela Sacco, Willy Ronis tanıdıklarımızdan.
Sözlerle kalkışanlar da sergilenmiş; Charles Baudelaire, André Breton, Dada, Frederico Garcia Lorca, Victor Hugo, Rosa Luxembourg, Man Ray, Pier Paolo Pasolini, Pablo Picasso eserlerinin yanısıra anonim birçok eser de güzellikleriyle sergiyi süslemiş. İsyan sözleri, şarkıları, tartışmaları, düşünceler her yana yayılmış. Basılmış, dağıtılmış çeşitli belgeler mevcut. Bildiriler serginin bir bölümünü doldurmuş. Bizde Yılmaz Aysan ‘sol’un görsel serüvenini Afişe çıkarttığı gibi Georges Didi-Huberman da Jeu de Paume’un bir bölümünü George Büchner, René Char gibi yazar-şairlerin bildirilerine ve afişlerine ayırmış.
Sergide konu başlığı ile uyumlu çatışmaların görselleri de unutulmamış. Henri Cartier Bresson ve has arkadaşı Meksikalı Manuel Alvarez Bravo,Honoré Daumier, fotoğraf tarihinde foto-kartvizitin mucidi olarak bilinen Adolphe Eugnène Disderi, Edouard Manet, Armando Salgado ve diğerleri eserleri ile yer almışlar. Bazı eserlerde gösterileri yatıştıran güçler gösterilmektedir oysa diğer bazı eserler kalkışanlardan güçleri düşüncelerinin gücü kadar büyük olmadığı için  ölenleri de göstermekte.
Sonuçta Freud’un da dediği gibi arzunun yok edilemezliğini de görüyoruz bu sergide. Joan Miro’nun “Ölüm mahkumunun ümidi” adlı eseri de mevcut. Miro bu eseri 1974’te Frank rejimi tarafından öldürülen Salvador Puig i Antich anısına yapmıştır. Bir “kalkma-kalkışma-soulevemet-uprising” annelerin çocuklarının cansız vücutları üzerinde göz yaşları dökmeleri ile son bulabilir. Bazen de kalkma-kalkışma olayını Buenos Aires’te Anne-anneanneleri direniş yürüyüşüne de dönüştürebilir. Gaza’da, Mısır ve Çin’de bu iletişim çağında her zaman kalkışanlar var olacaktır.
Bu bölümü süsleyen eserler arasında Joan Miro’nun eserinin dışında, Maria Kourkouta, Perdo Motta, Voula Papaioannou, Enrique Ramirez’in eserleri yer alıyor.
Yolunuz bu aralar Paris’e düşer ise ve fotoğrafa, felsefeye ve sanata biraz merakınız varsa bu sergiyi sakın kaçırmayın derim. Hiç pişman olmazsınız.