Mehmet Ömür

Kompozisyon kuralları fotoğrafçılıkta sürekli duyduğumuz öğrenmeye çalıştığımız önemli kurallardır. Altın oran başta olmak üzere bize sürekli kompozisyon kurallarından bahsedilir. Ciltler dolusu kitaplar sunulur. Ufuk çizgisi, ritim, doku, perspektif gibi biçim öğeleri ve fon kullanımı, boşluklar, yaşam öğesi ve kritik an gibi içerik öğeleri anlatılır durulur. Hatta daha neler neler.

Aslında resim olsun, illüstrasyon veya fotoğraf olsun herhangi bir görüntüde renk, doku, denge, ritim, vurgu, hacim, form, oran, bütünlük, aydınlık-karanlık gibi özellikler ve ortak değerler vardır. Başlangıçta fotoğraf çekerken bunlara dikkat etmemiz öğretilir. Biz de fotoğrafı nasıl çekeceğimizi planlarken bu özellikleri düşünüp öyle çekiyoruz.  Oysa o fotoğrafa bakarken nedense o kadar düşünüp zaman harcamayız.

“Geleceğin cahilleri, alfabeyi sökemeyenler değil fotoğraf çekemeyenler olacak deniyor. Ama kendi fotoğraflarını okuyamayan fotoğrafçıyı da cahil saymak gerekmez mi?”

Walter Benjamin

Oysa fotoğrafın görsel dilini çözmeye çalışırsak fotoğraf bize diğer yüzünü yani anlatmak istediği şeyleri gösterecektir.

Fotoğrafın metin okumak gibi çok zengin başka bir yüzü daha vardır. Fotoğrafçının yapmak istediği de zaten budur. Fotoğrafçı bir derdini anlatmak istemektedir. Bizim de bu derdi anlamak gibi bir niyetimiz olmalıdır.

Fotoğrafçı izleyicinin dikkatini çekmek, duygularını uyandırmak için fotoğraftaki tüm unsurları oluşturmaya çalışır. Kadrajını, kompozisyonunu ayarlar.

Fotoğraf temelde gerçeği gösterdiğini iddia eder. Ama diğer taraftan fotoğrafçı da bize bir şey göstermeyi amaçlamaktadır. Bu ikisi bazen farklı alanlara kayıp çatışabilir.

Bir fotoğrafı okurken fotoğrafın gösterdiğinden(buna görsel dilde denotasyon denilir) çok fotoğrafçının yorumunu(buna da görsel dilde connotasyon denilir) çözmeye çalışırız.

Aslında fotoğrafların nasıl okunacağı ile ilgili kesin bir şey yoktur. Fotoğrafı okumaya hepimiz farklı yaklaşırız. Hepimizin fotoğrafı okuma konusunda dağarcığımızdaki bilgiler farklıdır.

Örneğin tarihi bir fotoğrafı okuyacağımız zaman fotoğrafın çekildiği dönemi biraz da olsa biliyor olmamız gerekir. Bu fotoğrafı çeken fotoğrafçının alt yapısını da biliyor olmamızın faydası vardır.

Diğer taraftan sosyal içerikli bir fotoğrafı okurken ve fotoğrafçının anlatmak istediklerini anlamaya çalışırken kullandığı tekniklerini de dikkate alarak okumanız gerekebilir.

Fotoğrafı okuyanlar, fotoğraflar ve fotoğrafçı ile ilgili çok değişik görüşler bildirebilirler, farklı yorumlar yapabilirler, bu normaldir. Diğer taraftan aynı fotoğrafa bakan bir kişi farklı zamanlarda fotoğrafı farklı olarak değerlendirip farklı anlamlar çıkarılabilir. 

Peki fotoğraflar nasıl okunur?

Bu konuda çok katı kurallar olmamakla birlikte bazı yol gösteren kurallar vardır. Bu kurallar temelde üç boyutlu hatta zamanı da işin içine katarsak dört boyutlu görüntüyü iki boyut üzerinde nasıl temsil edildiğini anlamaya yöneliktir. Görsel elemanları ve sembolleri nasıl yorumladığımız önemlidir. 

Amerikalı sanat eleştirmeni Terry Barrett fotoğraf okumada bize rehberlik edecek edecek kuralları şu şekilde bir formüle sokmuştur. Konu + Şekil veya form + Ortam/medium + Bağlam = İçerik’i oluşturur.

Konu + Şekil/form + Ortam/medium + Bağlam = İçerik

Şimdi bunları teker teker inceleyelim.

1- Konu

Fotoğrafı şu şekilde okumaya çalışabiliriz. Fotoğraf nerede çekilmiştir? Fotoğrafta kimler vardır? Neler vardır? Bunları beynimizde veya bir kağıt üzerinde alt alta bir listeleyebilir miyiz? Mantıklı bir şekilde nasıl sınıflandırabiliriz?

Fotoğraftaki insanlar, etkinlikler ve nesnelerle konular arasında bir ilişki var mıdır? Birbirlerine dokunuyorlar mı, birbirlerine bakıyorlar mı, konuda bir düzen mevcut mu, bunlar incelenir.

Fotoğrafa da bakarken kadrajın içinde neler olduğu inceleriz. Bu arada fotoğrafta olmayanları da düşünmek lazım. Bazı şeylerin kasıtlı olarak mı? bilinçli olarak mı? çerçeve dışında bırakılıp bırakılmadığını düşünmemiz gerekir. Fotoğrafçı fotoğrafta görülmeyen öğeyi acaba mecbur kaldığı için mi kadraj dışında bıraktı?

Örneğin yerdeki gölge arkasındaki büyük bir ağaç olduğunu gösterir ama belki bu ağacı kadraja sığdırmak mümkün değildir o nedenle o ağacı görememekteyiz. Bir başka fotoğrafta da çocuk yalnız başına top oynarken acaba sahiden yalnız mı oynuyor yoksa arkadaşı bilinçli bir şekilde kadraj dışı mı bırakıldı bunu anlamaya çalışabiliriz.

2-Şekil/Form

Fotoğrafta nasıl bir kompozisyon oluşturulmuştur?.

Fotoğraf doğası gereği bizi bir çerçeve içinde çalışmaya zorlar. Neleri dahil edip neleri hariç tutacağımıza karar vermek zorunda kalırız. Kadraj içine koymaya çalıştığımız ve önemsediğimiz objeler izleyici yönlendirir.

Kompozisyon teknikleri ve fotoğrafçının kompozisyon yaratma çabaları ve bu yolla anlatmak istediklerini gösterme teknikleri ise çok geniş bir konudur. Kompozisyon konusu başlı başına bir konudur ve yüzlerce kitap yazılmıştır.

Fotoğrafı okurken fotoğrafçının çerçeve içinde neyi vurgulamayı arzu ettiğini ve buna hangi teknikle yaklaştığına dikkat etmemiz gerekir.

Çerçeve içinde konunun yerleşimi, alan derinliği, odak kullanımı dikkatle incelenmelidir. Fotoğrafçı bir nesneyi vurgulayan ve başka bir nesneyi ise  vurgulamayan, flu bırakan bir odak uzaklığını kullanması anlamlı olabilir.

Bazen fotoğrafçı fotoğraf çekmeden önce bilinçli olarak öğeleri yerleştirebilir ve kurgu yapabilir. Bu daha çok natürmort, reklam çekimleri ve portre konularında geçerlidir. Başka durumlarda eğer sahneye düzenliyemiyorsa fotoğrafçı perspektif seçerek bu objeleri belirli bir şekilde görmemizi sağlayabilir.

Işık ve gölge de bir fotoğrafın içindeki nesnelerdir. Bu yüzden bir fotoğrafı okurken bu faktörleri de, yani ışık ve gölgeleri de dikkate almanız gerekir. Işık ve gölgeler nasıl ve nerelere düşürülmüş, nasıl şekillenmişlerdir? Bunlara dikkat etmek gerekir. Fotoğrafçı bunları kullanarak bir şeyler söylemek istemiş olabilir.  Bunlar bize fotoğraf ve hikayesi hakkında neler anlatmaya çalışıyor düşünmemiz gerekir. 

3-Medium/Malzeme

Fotoğrafı çekerken hangi malzemeler kullanıldı ve hangi işlemler yapıldı. Bir de bunlara bakalım. Sanat yapmak için kullanılan malzemeler ve süreçler farklı olabilirler. 

Kameranız dijital mi analog mu? Filmle fotoğraf çektiyseniz bunun formatı nedir? Banyosu nasıl yapılmıştır? Daha başka  bazı ayarlamalar yapılmış mıdır? 

Edit dediğimiz yani fotoğraf çektikten sonra yapılan ayarlama ve  müdahaleler nelerdir. Fotoğrafın sunumu da önemlidir.  Bir fine art fotoğraf kağıdına mı bastık yoksa internet üzerinde paylaşmak üzere hazırladık? Kağıdın boyu, türü ve çerçeveli olup olmaması fotoğrafın okumasında çok önemlidir. Çünkü yapılan tüm bu seçimler fotoğrafın ruhunu değiştirebilir.

Tarihi fotoğraflar doğal olarak siyah beyaz olacaktır ancak günümüzde fotoğrafları siyah beyaz çekmeye veya siyah beyaza döndürmeye hakkımız vardır. Sonuçta her şey fotoğrafçının seçimini ve fotoğrafının hikayesini anlatmak için tercihlerini gösteriyor. Bize düşen görev de bunları anlamaya çalışmak olmalıdır.

Yüksek ISO değerli, yani grenli mi çekildi yoksa çok ince grenli mi? Fotoğraf renkliyse renkler zenginleştirilmiş mi değiştirilmiş mi? Fotoğraf cep telefonuyla mı çekildi yoksa büyük format bir kamerayla mı çekildi? Bütün bunların bizim için bir önemi var mı yok mu? Bu konu da düşünülmelidir. Çünkü bu ayrıntıların hepsi önemlidir. Fotoğrafçı belli bir şeyi vurgulamak için balık gözü mü kullandı? Bunların hepsini ayrı ayrı  düşünerek değerlendirmek gerekir.

Fotoğrafçının tercihleri bize fotoğrafçının amacı hakkında bir şeyler bir takım fikirler veriyor mu?  Fotoğrafın çekildiği tarihi aşağı yukarı anlamaya çalışmak da bu fotoğrafı değerlendirmemiz açısından bize yardımcı olur.

4-Bağlam

Burada dikkat edeceğimiz şey fotoğrafın çekildiği koşulları incelemektir. Bağlam fotoğrafın çekildiği koşulların geniş bir şekilde ele alınmasını içerir. Burada fotoğrafın çekildiği yerin ve zamanın kültürünü de biliyor olmak gerekir.

Bir örnek vermek gerekirse önemli bir gıda maddesinin (mesela istakoz) 1800 lü yıllarda çok nadir bulunduğundan içinde istakoz olan bir natürmort fotoğrafı bir zenginlik ifadesidir oysa açlık krizi olan bir bölgede çekilmişse burada bir vicdansızlık söz konusudur. Bu gibi durumlar farklı yorumlar getirmemize neden olmalıdır.

Bir örnek vermek gerekirse babasının kucağında uyuyan bir çocuk bir hastane koridorunda bekliyorsa farklı, bir metro koltuğunda görüntü söz konusu ise farklı ve bir parkta çekilmişse farklı şekillerde değerlendirilebilecektir.

Bağlam konusunda bir savaş fotoğrafı okuması söz konusuysa burada da bağlam daha derin ve  kompleks bir konu haline gelir.

Savaş fotoğrafını çeken foto muhabiri yabancı bir foto muhabiri ise farklı veya yerel bir gazeteci ise başka türlü değerlendirilecektir. Çünkü iki gazetecinin farklı bakış açıları olduğunu biliyoruz ve buna göre okumamız gerekiyor. Aynı şekilde gizli çekilen bir fotoğrafın anlattığı hikaye basın kuruluşu için çekilen bir fotoğraftan farklı olacaktır.

Ortamı düşünürken, fotoğrafın nerede ve nasıl görüntülendiğini de düşünün. Aynı fotoğraf, bir galeriye asılmasına, bir dergide basılmasına veya kişisel bir web sitesinde görüntülenmesine bağlı olarak farklı yorumlara yol açabilir. Bir seyahat dergisinde veya çevre bilincini savunan bir  afişte görüntü olarak kullanılmışsa aynı fotoğrafı nasıl okursunuz? Fotoğraf tuval üzerine 6 metre genişliğinde basılmış, çerçevelenmiş ve bir sanat galerisine asılmışsa, okumanız farklı olur mu?

Bağlam ayrıca bir fotoğrafçının fotoğrafı çekerken niyetini de içerir. Niyet, kesin bir anlam göstergesi değildir, ancak bir fotoğrafta okunan şeye kesinlikle katkıda bulunur. Bir fotoğrafçının çalışması, o fotoğrafçının niyetinin ve bilinçli ilgisinin ötesindeki etkilerle de şekillendirilebilir. Richard Avedon, “Amerikanın Batısı” kitabının fotoğraflarını çektiğinde Amerikanın batısına yeni bir bakış sunmayı amaçlıyordu. Bununla birlikte, Avedon’ın Batı’daki işçi sınıfının sıkıntılarını ve ıstıraplarını gösteren fotoğrafları sömürü yapıyor diye eleştirildi çünkü Avedon’un bakış açısı ticari bir fotoğrafçı bakış açısıydı. Bu eleştiriler  okuma şeklinizi değiştiriyor mu? Avedon, Amerika projesine başlamadan önce önemli bir hastalık geçirmişti. Bu onun fotoğraflarını farklı okumamıza neden olur mu?

Bir fotoğrafın hikayesi, fotoğrafa bakan kişi tarafından da şekillendirilir. Görüntüleri kendi dünya görüş ve değerlerimiz açısından okuruz.  Buna benzer bir  şekilde, muhtemelen Ukrayna’daki çatışma fotoğraflarını Ukraynalı olanlardan farklı şekilde okurdunuz. Bu, belirli bakış açılarının diğerlerinden daha geçerli olduğunu ya da fotoğrafçının bakış açısının tek doğru görüş olduğunu göstermez. Edward Weston, çektiği yeşil biber natürmort fotoğraflarına cinsel anlam katmaya çalışanlara karşı çıkmıştı. Weston bu nesnenin olduğu gibi fotoğraflandığını iddia etti. Birçok kişinin Weston’ın biberlerinde cinsel özellikler  gördüğü gerçeği, fotoğrafa bakan kişinin de fotoğraf kadar önemli olduğunu gösteriyor. Peki, eğer Weston biberleriyle ilgili cinsel imge yaratmış olmayı istemediyse, bu o fotoğraf bakan  kişinin yanlış olduğu anlamına mı geliyor?

5-İçerik: Fotoğraf Ne Anlatıyor?

Bir fotoğrafın konusunu, biçimini, ortamını ve bağlamını birlikte değerlendirerek, bir fotoğrafın içeriği hakkında bazı sonuçlar çıkarabiliriz. Fotoğrafları inceleyerek kadraj içinde yer alan görseli kelimelerle ifade edebiliriz. Bir fotoğrafta sıklıkla anlam sezebiliriz, ancak bir fotoğrafı okumak için zaman ayırmak bize genellikle fotoğrafın kendisi ve fotoğrafın veya fotoğrafçının ifade ettiği şeyler hakkında daha fazla fikir verecektir. Fotoğraf okumayı öğrenmek fotoğraf çekmemize yardımcı olur. Görsel okuryazarlığın ne olduğunu anlamak, bir fotoğrafı değerlendirmek kadar fotoğraf çekmeyle de ilgilidir.

Bazı fotoğraflar karmaşa içerir ve bu fotoğrafların okunması zor olabilir. Görüntüdeki tüm ayrıntılar görülmeyebilir. Minor White, bir nesneyi olduğu gibi fotoğrafladığımız halde bir izleyicinin, bu nesneyi  başka bir şey gibi yorumlanabileceğini savundu. Alfred Stieglitz ise duygusal bir tepkiyi kışkırtmak amacıyla nesneleri fotoğrafladığımıza inanıyordu. Fotoğrafçının istediği veya izleyicinin üstlendiği analiz düzeyine bakılmaksızın, görsel okuryazarlıktaki becerilerin geliştirilmesi, bizi hem fotoğraf çekmede hem de fotoğraf okuma konusunda çok daha fazla geliştirecektir.

Özetlersek;

Fotoğrafa bakmak ile fotoğrafı okumak farklı eylemlerdir. Okuduğumuzda analiz ederiz, neden iyi bir fotoğraf olduğunu anlarız. Kompozisyonu analiz ederiz, çizgileri, eğrileri değerlendiririz. Gözümüzün dolaştığı yerleri düşünürüz.  Ana konu nedir, bu fotoğraf hoşumuza mı gidiyor yoksa beğenmedik mi? Nesini beğenmedik? Fotoğrafçı bu fotoğrafta benim görmediğim bir şeyi mi gördü? Fonda, orta ve ön planlarda neler oluyor? Öğeler üst üste mi binmiş yoksa belirli bir düzende mi duruyor?

Fotoğrafa bakan kişi olarak aktif olmalı, analiz edip daha sonra değerlendirme yapmalıyız. Bunu sinemada film izlerken de yapmalıyız. Filmi sadece izlememeli inceleyip yorumlamalıyız. Eric Kim adlı fotoğrafçı film izlerken ekran kaydı alıp o kayıt üzerinde çalışıyor. Görüntü nasıl oluşmuş bunun üzerinde düşünüyor. Bir fotoğraf kitabına bakarken de bunu yapabiliriz. Beğendiğiniz fotoğrafı okumaya çalışmalıyız. Neden beğendik, teknik açıdan neler var düşünmeliyiz.  Kompozisyonuna bakıp çizgileri, aydınlık- karanlığı, renk paletini ve renk kontrastını değerlendirmeliyiz. Derinlik ve katman varmı? Bunları anlamaya çalışmak bize yarar, fotoğrafçılığımız gelişir.

Fotoğraf konusunda üretici mi olmak istiyoruz yoksa tüketici mi bunu düşünmeliyiz. Yeni bir fotoğraf makinesi yerine 2-3 fotoğraf kitabı almalıyız diye düşünüyorum. İyi fotoğrafları inceleyip, kendi fotoğraflarımızı da incelemeliyiz. Neyi iyi yapmışsınız, neyi kötü yapmışsınız anlamaya çalışmalıyız. Özetle fotoğraf çekelim, başlangıçta fotoğrafçı gözümüz gelişene dek çok fotoğraf çekelim, çok fotoğrafa bakalım. Fotoğraflara bakalım, filmleri izleyelim. Fotoğrafçı gözümüzü oluşturalım. Görsel dili, lisanı öğrenelim. Hepsi budur.