GİZEMLİ DADI, FOTOĞRAFÇI VİVİAN MAİER

(Fotoğrafın Van Gogh’u)

Paris’te 2013 yılında siyah beyazlarını sergileyen Les Douches La Galerie bu yıl Vivian Maier’in renklilerini sergiliyor.

Küçük ikinci kattaki galeriyi  büyük bir kalabalıkla birlikte gezdik. Serginin bu kadar ilgi toplamasından ve hiç görmediği simaları galerisinde görmekten galeri sahibesi de şaşırmış durumdaydı.

Bu sayıda konumuz işte bu serginin sahibi, çok ilginç fotoğrafçı kimlik Vivian Maier. Chicago’da 40 yıl dadılık yaparak para kazanmış muhtemelen genç yaşında yaşadığı bir taciz sonucu erkeklerden nefret eden içe dönük bir kadın. Çocuklarına baktığı ailelere fazla bilgi vermekten kaçınan ve odasına kilit takılmasını koşul tutan bir kişi. Borçları nedeniyle 2007 de açık arttırmayla satılan eşyaları arasından çıkan fotoğrafların kendisine ait olduğu da 2009 da ölüm ilanının tesadüfen görülmesi sonucu ortaya çıkıyor. Esas işi emlakçılık olan Chicago’nun eski fotoğraflarını bulmaya çalışan  John Maloof, bir müzayedede Vivian’ın negatiflerine 380 dolara sahip oluyor. Dadılık yaptığı yıllarda on binlerce fotoğraf çekip bunları kimseye göstermeyen hatta banyolarını bile yaptırtmayan, ABD’nin en önemli sokak fotoğrafçılarından kabul edilmesi gerekirken 83 yaşında yalnızlık ve sefalet içinde ölen bu önemli fotoğrafçı gerçek bir feminist bir sosyalist hatta bir anarşistti.

Vivian Maier çok nedenden dolayı sıra dışı bir fotoğrafçı. Neden derseniz gelmiş geçmiş “En iyi Sokak Fotoğrafçıları” arasında dördüncü sırada adının geçmesi. Google arama motoruna Dünyanın en iyi sokak fotoğrafçıları diye sorduğunuzda en başta çıkan expertphotography.com size 17 fotoğrafçı sayıyor. Fotoğrafla biraz ilgili bir kişiyseniz bu Fotoğrafçıları çoğunu tanırsınız. Vivian Maier bu fotoğrafçıların arasına nasıl girmiş olabilir sizce? Geçen asrın gözü olarak anılan efsane hümanist fotoğrafçı, foto muhabir Henri Cartier Bresson’dan 3 sıra arkada Andre Kertesz den ve Robert Frank dan önce gelmesinde bir keramet olmalı diye düşünürsünüz. Bu kadar özel ne yapmıştı da bu kadar önemli bir sokak fotoğrafçısı olarak nam salmıştı? Joseph Koudelka’nın “Çingeneler”, “Sürgün” gibi projelerine benzer projeler mi yapmıştı.?

Lee Friedlander gibi uzunca süre Esquire ve Sports Illustrated gibi dergilere fotoğraf mı vermişti?

Yoksa W.Eugene Smith gibi geçtiğimiz yüzyılın başında fotoğrafta hikaye akımına öncelik mi etmişti?

Belki de William Klein gibi sokak fotoğrafçılığında geniş açı, teleobjektif, doğal ışık, bulanık fotoğraf tekniklerimi geliştirmişti?

Elliott Erwitt in yaptığı gibi kandid dokümanter fotoğrafçılıkla uğraşıp günlük yaşamın garipliklerini mi gözlemişti.

Robert Frank ın “Americans” kitabı gibi bir kitap mı bastırmıştı? Robert Doisneau gibi yaşam boyu sokakları dolaşıp fotoğraftan  para kazanmak için mi uğraşmıştı?

Hayır Vivian Maier Dünyanın en önemli isimleri arasına girmek için bunların hiç birini yapmamıştı. 

Ancak bir sokak fotoğrafçısının sahip olması gereken tüm özellikleri üzerinde toplayıp bütün bir yaşam gizli gizli fotoğraf çekmişti.

Sokaklarda boş vakitlerinde fotoğraf çekip bunları yatağının altındaki valizlere doldurmuştu.  

Çektiği fotoğraflar ölümünden sonra bir müzayedede fark edilip Vivian Maier’i  meşhur etmişti. 

Bu gizemli kadın para kazanmak için dadılık yapan Fransız bir anneden 1926 da doğmuş sıradan bir Amerikalıydı. Anne ve anneannesi de Amerikada iş bulmaya gelmişlerdi. Erken yaşta babasız kaldı. Van Gogh gibi ölümünden sonra ünlendi. Bu fotoğraf dünyasında ölümden sonra ünlenmek resimdekinden farklı olarak çok nadir bir olaydır.

Hiç evlenmemiş hep çocuk bakmış ve çocukları gezdirirken veya izin günlerinde önce Rolleiflex’i ile siyah beyaz ardından Leica’sıyla renkli fotoğraflar çeken Vivian Maier yaşam boyunca 150.000 kadar kare fotoğraf çekmiş.

Profesyonel Robert Doisneau’nun çektiğinin üçte biri kadar fotoğrafı olmuş. Bu bile heyecan verici, inanılması güç bir rakam.

Vivian Maier gerçekten böyle bir üne kavuşmak için gücünü nereden alıyor? İşte bütün mesele bu.

Bence sokak fotoğrafçılığının tüm kurallarına bilerek veya bilmeden sıkı sıkıya bağlı kalmış. Cesur, mükemmel bir gözlemci, çok iyi bir kompozisyon ve ışık bilgisine ve tekniğe sahip. 

Büyük fotoğrafçılar arasına girerken Robert Capanın “fotoğrafın iyi değilse yeterince yakın değilsindir” söylemine çok dikkat ettiği görülüyor. Bu yaklaşımı belli ki bilinçli çünkü fotoğraflarının çoğunda bu özelliğe rastlıyorsunuz .

Elliott Erwitt’in dediği gibi fotoğrafa “sıradan ortamlarda sıra dışı ilginç bir şeyler çıkarmak üzere” yaklaşıyor.

Belli ki ciddiye alınmamaya, kalabalığa karışmaya, sokaktakilerden biri olduğunu karşısındakine inandıran bir yapıya sahip.

Belli ki Andre Kertesz gibi sadece görmüyor çektiği fotoğrafla bütünleşiyor o fotoğrafı hissediyor. Olduğu gibi oluyor, kimseyi taklit etmeye çalışmıyor. 

Aslında Vivian Maier fotoğrafa damdan düşer gibi girmemiş fotoğrafla ilgili annesinin bir arkadaşından bir süre fotoğrafla ilgili bilgiler almış.

 Kısa bir süre stüdyoda çalışmış. 

Annesinin memleketi Fransız Alplerinde çektiği manzara  fotoğraflarını kartpostal olarak satmaya çalışmış.

 Bazı düğün derneklerde fotoğraf çekmiş hatta ressam Dali gibi bazı ünlülere rastladığında onların da fotoğraflarını çekmiş.

Rolleiflex makinesini göbek seviyesinde tuttuğu ve üstten baktığı için konusuna çok yaklaşabilmiş ve fotoğraf çektiğini  hissettirmeden doğallığı yakalayabilmiş.

Fotoğraflarını tanıtmaya yönelik bazı  girişimleri olmuş ancak bu arzusu karşılık bulmayında galerilere küsmüş ama fotoğrafa küsmemiş, aynı tutkuyla fotoğraf çekmeye devam etmiş. Muhtemelen içe dönük hassas yapısı bunda rol oynamış.

Fotoğrafçıyı anlatan başka özellikleri ise tutku ve adanmışlık. Hatta Dikizcilik . Kendi hayatını bir sır gibi saklarken başkalarının yaşamına kafadan girer Vivian. Başkalarına « Ben gizemli kadınım » « yaşamım kutuların içinde”hatta “ben bir casusum”  diyen bu gerçekten gizemli kadın Vivian Maier ‘in yaşamına girdiğimizde bazen adını bile gizleyip başka isimler kullandığını görüyoruz.

Fotoğrafına gelince müthiş portreler çektiğini görüyoruz. Her tür insana yaklaşabilmiş garibanlar bakımsız yersiz yurtsuz kişiler işçiler yanında şık kürklü süslü şapkalı zengin kadınları da fotoğrafına konu etmiş. Çok sayıda Otoportre bırakmış. Bu oto-portrelerden bazıları kırık aynalarda yansımalar 

şeklinde bazıları da dükkanların Vitrinlerinden yansımalar şeklinde. Gölge oyunlarını da çok seviyor kendi gölgeleri veya başkalarını gölgeleriyle fotoğraflar yaratıyor.

Tecrübeli sinemacı Charlie Siskel’in Vivian Maier belgeseli ile fotoğrafçının tüm dünyada kısa sürede tanınmasına büyük bir katkıda bulunduğu kesin. Sürükleyici senaryosu, aksamadan artan ritmi, birbirinden ilginç sürprizlerle Finding Vivian Maier güzel bir dokümanter film. Bu film le başlayan tanıtım, bir çok kitapla devam etti. Fotoğrafları ilk bulan John Maloof un Vivian Maier: Self-Portraits adlı kitabı yine aynı yazardan Vivian Maier : A Photographer Found adlı kitap takip etti. Pamela Bannos’un Vivian Maier: A Photographer’s Life and Afterlife adlı kitabı ve bu yıl çıkacak Ann Marks’ın Vivian Maier Developed: The Real Story of the Photographer Nanny adlı kitabı bu gizemli kadın fotoğrafçı ile daha fazla bilgi arayanlar için doğru kitaplar.

Les douches La Galerie de 2018 de Joel Meyerowitz tarafından hazırlanan Vivian Maier; The Color Work adlı kitap da sergi nedeniyle satışa sunulmuştu. Eserler 200 $ dan başlayan fiyatlarla satışa sunulmuştu. İnsan ister istemez “Ben de biraz bitpazarı gezsem de bir fotoğrafçı bulup çıkartsam” diye düşünmeden edemiyor. Vivan Maier’i bulup ortaya çıkartan John Maloof’un keyfine diyecek yok diyenler çoğunlukta..